Antik Roma Döneminde Kadınların Toplumdaki Rolü Nasıldı?

Roma kadınlarının antik Roma döneminde toplumda çok sınırlı bir rolü vardı. Siyasi meclislere katılamaz, konuşamaz veya oy kullanamazlar ve herhangi bir siyasi görev üstlenemezlerdi. Varlıklarının amacı bir eş ve anne olmaktan ibaretti. Gelin antik Roma’da kadın olmak nasılmış inceleyelim.

Kaynak: https://www.history.com/news/women-an…

Bilgin Genç Pliny, kendinden 25 yaş küçük olan gelini Calpurnia’nın bir mektubunda, ”O son derece zeki ve dikkatli bir ev hanımıdır ve bana olan bağlılığı onun erdeminin kesin bir işaretidir” diye yazmıştı.

Pliny ayrıca karısının yazılarını ezberleme yeteneğini de sevgiyle övdü.

Ancak diğerleri kadınları çok daha küçümseyici bir şekilde tanımlıyordu.

Erken imparatorluğun ünlü şairi Ovid, kadınların ‘ilkel’ cinsel dürtülerinin onları mantıksız hale getirdiğine inanıyordu. Roma’nın en saygın devlet adamlarından biri olan Marcus Porcius Cato, Romalıları bir kadına eşit davranmanın riskleri konusunda uyararak, “Onlara eşit davrandığınız andan itibaren sizden üstün olacaklar.” demişti.

Roma mitolojisinde kadınlara yönelik bakış açısı hakkında çok şey ortaya koyan en ünlü erken dönem eserlerden biri Sabin Kadınlarının Kaçırılması tablosudur.

Eserin öyküsünde Roma’nın ilk sakinleri komşu kabilelerin kadınlarını kaçırıp kendilerine eş yaparlar. Doğal olarak bu kabileler de kadınlarını geri almaya çalışırlar ve bu yüzden savaş açarlar. Ancak, kaçırılan kadınlar kan dökülmesini önlemek için araya girerler.

Roma’nın yasal ve sosyal kurallarına göre Romalı kadın evin işlerini yapan, çocuğa bakan ve ‘dizini kırıp evinde oturan’ bir başhemşireydi. Bu klişeye meydan okuyan kadınlar genellikle dışlanıyorlardı.

Hatta kadınların kendi adlarını alma hakları bile yoktu ve genellikle babasının soyadının kadınsı bir versiyonunu alıyorlardı. Aile içinde kadınlar, eve ve köle işgücüne katılıyor, el sanatları üzerine çalışıyor ve üst sınıf kadınlar ise edebiyat ve felsefe gibi konularla ilgilenebiliyorlardı.

Kadınların erkek yakınlarına olan bağımlılığı, hukuki ve mali konularda da kendini gösteriyordu.

Kadınlar yasal olarak kendi mali işlerinde adını aldığı ailenin bireyleri ile aynı yasalara tabi olmak durumundaydılar. Üç çocuğu olan kadınlar, dört çocuğu olan özgür kadınlar ve vesta bakireleri dışında bu kural herkes için geçerliydi.

Bu kural erkek ve kız çocuklar Roma hukuku uyarınca eşit miras haklarına sahip olsalar bile, ailenin sahip olduğu, özellikle de miras yoluyla geçen ve erkeklerin kontrolünde bulunan mülkiyeti korumak amacıyla konulmuştu.

Ancak aileler bu kanun hükmüne her zaman uymamış olabilirler. Hatta bazı durumlarda ailenin reisi olan erkeğin savaşlarda ölmesi durumunda mali işleri eline alıp yürüten, işletmelere sahip olan, mülkleri bulunan kadınlar olduğu biliniyor.

Roma Cumhuriyeti’ndeki en eski etkili kadın rol modellerinden biri, ünlü Romalı general Publius Cornelius Scipio Africanus’un kızı Cornelia’ydı.

Askeri ve siyasi bir liderin evinde iyi eğitimli ve büyümüş, yaptığı evliliğin sonlanmasından sonra Roma toplumunda zeki bir kadın ve genç bir dul olarak anılmıştı. Mısır firavunu VIII. Ptolemy’nin de dahil gelen tüm evlilik tekliflerini reddediyordu. Evlenmekten ziyade hayatını üç çocuğunu büyütmeye adamıştı.

Geniş bir perspektiften bakıldığında Roma kadınlarının halk yaşamında çok sınırlı bir rolü vardı. Siyasi meclislere katılamaz,konuşamaz veya oy kullanamazlar ve herhangi bir siyasi görev üstlenemezlerdi.

Kadınların yasal olarak hükümsüz görüldüğü su götürmez olsa da Romalı erkeklerin takdirini, beğenisini ve saygısını ifade eden sayısız metin vardır.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

xxx